"Değiştirilebilir faktörler, dünya çapında kanserden kaynaklanan ölümlerin neredeyse yarısında rol oynamaktadır."

ASCO-SEP 2025

Diyet ile kanserin ilişkisi var mı?

(ASCO-Sep 2025)

  • Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da meme, kolon, endometriyum ve prostat kanseri oranlarının Asya'ya kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu gözlemi, çevresel faktörlerin kanser gelişimi üzerinde potansiyel bir rolü olduğunu düşündürmektedir. Bu durum, Asyalı göçmenlerin ve çocuklarının ABD'nde bir süre ikamet ettikten sonra bu kanserlere yakalanma riskinin daha yüksek olduğu bulgusuyla da desteklenmektedir. 
  • Bu veriler, model organizmalar üzerinde yapılan çalışmalardan elde edilen verilerle birlikte, diyet değişikliklerinin ABD'ndeki bireyler için kanser riskini önemli ölçüde azaltabileceği hipotezini desteklemektedir.
  • Diyet, çok çeşitli besin ve kimyasal bileşikleri içeren bir karışıma çok yönlü bir maruz kalmak demektir. Bu karmaşıklık içinde, bazı diyet bileşeninin kansere karşı potansiyel olarak koruyucu olduğu belirlenmiştir. Bunlar arasında kurkuminoidler, resveratrol ve zencefil gibi gıdalarda bulunan polifenoller ve yeşil sebzelerde bulunan sülforafan ve flavonlar gibi kükürt içeren bileşikler bulunur. 
  • Ayrıca, genellikle kırmızı et tüketiminin azaltılması ve meyve ve sebze alımının artırılmasını içeren düşük yağlı  beslenme düzenleri de bir miktar koruma sağlayabilir. Bu fayda muhtemelen sebzelerde, meyvelerde, baklagillerde, kuruyemişlerde ve tahıllarda bulunan yüksek antikarsinojen seviyelerine atfedilebilir.
  • Ancak, bu ümit verici epidemiyolojik ilişkilere ve destekleyici biyobelirteç verilerine rağmen, genel diyet yağ alımı ile kanser arasında kesin bir nedensel bağlantı kurulamadı. Bu ilişkiyi araştıran vaka-kontrol ve kohort çalışmaları tutarsız sonuçlar vermiştir. Dahası, bugüne kadar hiçbir prospektif klinik çalışma, diyet yağının azaltılmasının kanseri önleyebileceğini kesin olarak göstermemiştir. Örneğin, Kadın Sağlığı Girişimi'nin geniş çaplı randomize çalışmasında, düşük yağlı diyetle meme veya kolon kanseri görülme sıklığı arasında anlamlı bir etki bulunamamıştır.
  • İlginçtir ki, düşük yağlı diyetler ile genel kanser önleme arasındaki genel bağlantı henüz net olmasa da, belirli durumlarda bir fayda ortaya çıkmıştır: Erken evre meme kanseri teşhisi konan kadınlar arasında, düşük yağlı bir diyet yaklaşımı hayatta kalma avantajı sağlıyor gibi görünmektedir. Kadın Sağlığı Girişimi'nin erken evre meme kanseri olan 2400'den fazla kadını kapsayan randomize çalışması, standart ameliyat sonrası uygulanan onkolojik tedavilere ilave olarak düşük yağlı diyetin normal diyete göre hayatta kalma oranlarında anlamlı bir iyileşme sağladığı gösterilmiştir (HR, 0,76; %95 GA, 0,60-0,98).
  • Genel yağ alımına odaklanmanın ötesinde, belirli beslenme düzenleri ve besin grupları da kanser riskinde rol oynamaktadır. Örneğin, füme ve işlenmiş etlerin fazla tüketimi, taze meyve ve sebzelerin sınırlı tüketimiyle birlikte, mide kanseri riskini arttırmaktadır.
  • Bir diğer önemli endişe alanı ise şekerle tatlandırılmış içeceklerin ve geleneksel fast food veya aşırı işlenmiş ürünler gibi enerji yoğun gıdaların tüketimidir. Bu ürünlerin aşırı tüketimi, yağlanma riskini artırır; ki bu da en az 13 farklı kanser için önemli bir risk faktörüdür. Daha da önemlisi, obezite ve metabolik sendroma katkılarının ötesinde, bu ürünlerdeki birincil şekerler olan glikoz ve fruktozun bağımsız metabolik etkileri de kanser riskine katkıda bulunmaktadır.
  • Şekerli içeceklerin kanser riski üzerindeki potansiyel etkisi, kapsamlı bir meta-analizin bulgularıyla daha da vurgulanmaktadır. 27 kohort ve vaka kontrol çalışmasını içeren bu analiz, şekerli içeceklerin daha fazla tüketilmesi ile hem meme kanseri (göreceli risk, 1,14; %95 GA, 1,01-1,30) hem de prostat kanseri (göreceli risk, 1,18; %95 GA, 1,10-1,27) riski artar. Meta-analiz ayrıca, bireysel çalışmalarda tanımlanan en yüksek ve en düşük tüketim kategorileri karşılaştırıldığında, daha yüksek meyve suyu tüketimi ile prostat kanseri riskinin artması arasında pozitif bir bağlantı bulmuştur (göreceli risk, 1,03; %95 GA, 1,01-1,05). 
  • Ayrıca, şekerle tatlandırılmış içecek tüketimi ile kolorektal ve pankreas kanseri riski arasında pozitif ilişkiler gözlemlenmiştir. 
  • Bu artan kanıtlar ışığında, Amerikan Kanser Derneği ve Dünya Kanser Araştırma Fonu/Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü de dahil olmak üzere küresel sağlık kuruluşları, obeziteyle ilişkili çeşitli kanserlerin önlenmesi için temel bir strateji olarak şekerle tatlandırılmış içecek tüketiminin sınırlandırılması yönünde öneriler yayınlamıştır.
Kaynak: ASCO-Sep 2025

Vitamin kullanımı kanseri önler mi? (ASCO-Sep 2025)

  • Vitamin takviyeleri üzerine yapılan randomize çalışmaların çoğu kanseri önlemede fayda göstermemiştir.
  • Hatta bazı durumlarda vitamin takviyelerinin kanseri arttırdığı dahi gösterilmiştir (beta karoten-akciğer kanserini randomize çalışmada arttırdı).
  • Bu sebeple, kanseri önleme için besin takviyeleri önerilmemektedir.
  • Kanser tedavisi sırasında eş zamanlı kullanım olumsuz etkileşimlere yol açabileceğinden, kanser teşhisi konulduktan sonra besin takviyelerinin kesilmesi önerilir.
Kaynak: ASCO-Sep 2025

Kırmızı/işlenmiş et içermeyen diyetler kansere karşı koruyucu mu?

  • 2026 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre:
  • 3 kıtadan yaklaşık 1.6 milyon insanın katılımı ile yapılan 9 ayrı çalışmanın birleştirilerek analiz edildiği 16 yıl takibe ulaşmış önemli bir seri. KveİE: Kırmızı ve işlenmiş et

 

  • *Sonuçlara dikkatli yaklaşmak lazım
  • Özellikle sadece balık eti yiyenler ve vejeteryanlar (vejeteryanlarda yemek borusu artışı hariç) bu diyetten kırmızı ya da işlenmiş et tüketenlere göre bazı kanser sıklıklarının azalması anlamında fayda görüyor olsa da sonuçları dikkatli değerlendirmek lazım*:
    • Ör: Vejeteryan olan bir insan sigara içmese de yemek borusu kanseri sıklığı artmış
        = Vejeteryan olabilir ama aşırı karbonhidrat/sağlıksız besleniyor olabilir
  • Sigara içen/bırakmış insanlar sadece balık ya da tavuk eti tüketirler ise kırmızı ve işlenmiş ete göre daha az akciğer kanserine yakalanabilir.*
  • Vegan beslenme herhangi bir kansere daha az yakalanma anlamında kırmızı/işlenmiş ete göre bir fayda sağlamıyor. Hatta kolorektal kanserlerde artış var.*
    • Az kalsiyum aldıklarından olabilir.
    • Vegan olması sağlıklı beslendiği  anlamına gelmiyor. ör: daha fazla UPF (ultra process food) yiyor olabilir.  
Kaynak: Dunneram, BJC, 2026

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre kanser riski azaltılabilir

1- Tütün ve ürünlerini kullanmayın (!!! elektronik sigara da pek çok zarar/potansiyel zarar riski taşımaktadır ve kullanılmamalıdır. 35 ülkede satışı yasaktır. Özellikle 88 ülkede maalesef yaş sınırı/yasal düzenleme olmadan satılmaktadır.)
2- Sağlıklı vücut ağırlığınızı koruyun - aşırı kilolu olmaktan ve obeziteden kaçının (aşırı kiloluluk/obezite, 13 ayrı kanser tipi için 1,2-4,8 kat artmış kanser riski ile ilişkili cancer.gov)
3- Düzenli fiziksel aktivite yapın
4- Alkol mümkünse hiç tüketmeyin ya da azaltın
5- Aşılanma gereken bir grupta iseniz hepatit B (ülkemizde doğuşta herkese yapılıyor) ve human papilloma virus (HPV) (WHO 9-14 yaş kız çocuklara 2 doz öneriyor, bazı ülkelerde erkek çocuklara da önerilir. 14-45 yaş arası 3 doz olarak öneren ülkeler de var) aşılarınızı yaptırın.
6- Ultraviyole radyasyondan kaçının (güneşlenme ve solaryum). Kaçınamıyorsanız güneş kremi kullanın.
7- Meyve ve sebzeleri içeren sağlıklı bir diyeti tercih edin
8- Sağlık hizmetlerinin parçası olarak teşhis ve tedavide kullanılan iyonizan radyasyonun güvenli ve uygun olmasının sağlanması (uzman tarafından önerilen gerekli tetkikler yaptırılmalı)
9- Mesleki olarak radyasyona maruz kalınıyorsa bu en aza indirgenmiş olmalı (ölçüm cihazlarının personel üzerinde taşınması) ve gerekli korunma tedbirleri (radyasyon önleyici önlükler gibi) kullanılmalı 
10- Dış hava kirliliği ve ev içi Radon gazı (bazı binalarda birikebilir) gibi havayı kirleten gazların solunmasını azaltın
who.int